Tarımsal Üretimde Asgari Çalışma Yaşı

Kalkınma Atölyesi’nin 2002 yılından beri yürüttüğü mevsimlik tarımsal üretimde çalışan çocuklara yönelik ürün ve coğrafya bazında çeşitli temel araştırmalar sırasında karşılaştığı sorunlardan biri, mevsimlik gezici tarımda asgari yaşın illere ve yıllara göre gösterdiği değişikliktir.
Bu nedenle 2017-2018 yıllarında Hollanda Büyükelçiliği’nin MATRA Programı kapsamında sağlanan bir destekle mevsimlik gezici tarım işlerinde çocukların istihdamının önlenmesi başta olmak üzere tarım iş kolunda çalışma yaşamını ilgilendiren mevzuatın derlenmesi, uluslararası ilkeler ile uyumunun ve asıl olarak da Türiye’de mevsimlik gezici tarım iş kolunda çocukların çalıştırılmasının önlenmesi konusunda yeterliliğinin değerlendirilmesi amacıyla üç araştırma gerçekleştirilmiştir.
Bu çalışmalardan ilki, tarımsal üretimde çocuk işçiliğinin önlenmesine yönelik yasal boşluk analizidir. İkinci çalışma aynı amaca yönelik olarak kurumsal analizdir. Üçüncüsü ise, narenciye, pamuk ve fındık hasadında çocukların karşılaştığı sağlık riskleri araştırmasıdır.
I. Mevsimlik Gezici Tarım İşçiliğinde Asgari Yaş
ILO’nun En Kötü Biçimlerdeki Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması ve Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Acil Önlemler 182 No’lu Sözleşmesi ile 18 yaşından küçüklerin tehlikeli iş kollarında çalışması yasaklanmıştır. Türkiye, mevsimlik gezici tarım işlerinde çocuk işçiliğini, bu sözleşme kapsamında çocuk işçiliğinin en kötü biçimi olarak kabul etmiştir. Dolayısıyla Anayasa’nın 90. maddesi gereği, Türkiye’de mevsimlik gezici tarım işlerinde asgari çalışma yaşının 18 olduğunu kabul etmek gerekir.
Bu düzenlemeye rağmen hâlâ daha birçok ilde Valilikler bu çalışma kapsamında asgari yaşı 16 olarak belirleyebilmektedir. Bunun gerekçesi olarak da o ilde yürütülen tarımsal faaliyetlerin çocuklar açısından risk taşımadığı iddiası ileri sürülmektedir. İç hukuktaki düzenlemeler de bu tip uygulamalara gerekçe olarak gösterilmektedir. Çünkü iç hukukta mevsimlik gezici tarım işçiliğine özgü bir düzenleme bulunmamaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu ve Çocuk ve Genç İşçilerin Çalıştırılma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’te 14 yaşını doldurduktan sonra çocukların hangi işlerde çalışabileceklerini üç ayrı kategoride ele almaktadır. Buna göre, tarım ve hayvancılık ile ilgili işlerde, 14, 15 ve 16 yaşını doldurmuş olmaya bağlı olarak çalışılabilecek işler değişmektedir (Tablo 1).
Tablo 1 – Tarım ve Hayvancılık ile İlgili İşlerde Asgari Yaşa İlişkin İç Hukuk Düzenlemeleri

Tablo 1’de yer alan işlerde çocukların çalışabilmeleri için aşağıdaki risklerin de bulunmaması gerekir:
• Düşme ve yaralanma tehlikesi
• Tarımsal ilaçlama ve gübreleme
• 10 kg’dan fazla yük kaldırma
• Gürültü ve/veya vibrasyonun yüksek olduğu ortam
• Aşırı sıcak veya soğuk ortamda çalışma
• Sağlığa zararlı ve meslek hastalığına yol açan madde kullanımı
• Fazla dikkat gerektirme
• Aralıksız ayakta durmayı gerektirme
• Parça başı ve prim sistemi ile ücret ödenmesi
• İşin bitiminde evine veya ailesinin yanına dönme
• Gelişim açısından tehlike (güvenlik, sağlık, bedensel, zihinsel, ahlaki, psikososyal)
• İşverenlerce tedbir alınmasını gerektiren ve çocukların tecrübe eksikliği, mevcut veya muhtemel riskler konularında bilgisizlik veya tamamen gelişmiş olmamalarına bağlı olarak gelişmelerini, sağlık ve güvenliklerini tehlikeye sokabilecek riskler.
II. Narenciye, Pamuk ve Fındık Hasadının Sağlık Riskleri
Araştırma kapsamında, iç hukuka göre yaşın belirlenmesinde belirleyici olacak bu risklerin Ordu’da fındık hasadı ve Adana’da narenciye ve pamuk hasadında değerlendirmesi yapılmıştır.
Araştırma kapsamında belirlenen en önemli risk, tarım ilaçları olmuştur. Her üç üründe de ilaçlamada çocuk kullanıldığından söz edilmemekle birlikte, ilaçlama yapılan alanda bulunmanın dahi çocuklar için zihinsel gelişime ilişkin olan uzun dönemli etkilerinin yanında zehirlenme, alerji gibi günlük etkilerinin olduğundan söz edilmektedir.(Tablo 2).
Tablo 2’de yer alan riskler tablosu, sadece mevsimlik gezici tarım işçisi olma halinin tarımda çalışmanın kendisinin çocuklar bakımından gelişimi tehdit edici iş olmadığını ortaya koymaktadır. Mevsimlik gezici tarım işçiliğinde ise çalışma ortamına ek olarak yaşama alanlarında da çocukların gelişim ve güvenliklerini tehdit eden önemli riskler de bulunmaktadır.
III. Kurumsal Kapasitenin Değerlendirilmesi
Araştırmanın bu bölümünde, mevsimlik gezici tarımda çocuk işçiliğinin önlenmesi hedefine yönelik sorumlular ve sorumluluklar, uluslararası sözleşmeler ve ulusal yasalar ile üç temel politika belgesinden yararlanılarak belirlenmiştir:
(1) Mevsimlik Gezici Tarım İşçilerinin Çalışma ve Sosyal Hayatlarının İyileştirilmesi Stratejisi ve Eylem Planı (2010)
(2) Çocuk İşçiliği İle Mücadele Ulusal Programı (2017 – 2023)
(3) Mevsimlik Tarım İşçileri ile İlgili 2017/6 Sayılı Başbakanlık Genelgesi.
Bu belgelerde yer alan politikaların genel olarak aşağıdaki altı başlık altında toplandığı tespit edilmiştir:
1) Yoksullukla mücadele
2) Bütün çocukların eğitime erişiminin ve devamının sağlanması
3) Mevzuatın gözden geçirilerek düzenlemelerin yapılması
4) Yasal düzenlemelerin uygulanması ve uygulanmasını denetlemek için gerekli tedbirlerin alınması
5) Planlama, izleme, eşgüdüm ve katılım sağlama
6) Mevsimlik gezici tarımda çalışan aileler ve çocukları için gerekli hizmetlerin sunulması.
Politika belgelerinin sunduğu bu çerçeve, oldukça kapsamlı olmakla birlikte her bir alan için belirlenen stratejilerde ve her alanın sorumlularının tespitinde aynı nitelikte bir kapsayıcılığın bulunmadığı gözlenmiştir.
Örneğin yoksullukla mücadele bir temel politika olarak belirlenmiş, fakat bu alanda karşılaşılan yoksulluğun, bir çalışan yoksulluğu olduğuna değinilmemiş, dolayısıyla da stratejiler arasında asgari ücret ve tarım işçilerinin ücretlerinin belirlenmesindeki esasların değiştirilmesine yer verilmemiştir.
Sorumlu kurumların belirlenmesi sırasında da kamu kurumları ile sınırlı kalınmıştır. Politika belgelerinde, sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri, sendikalar, akademinin sorumluluklarından söz edilmemektedir. Aynı zamanda üretim – tüketim hattında yer alan diğer aktörlere de sorumluluk verilmemektedir. Son olarak uluslararası kuruluşların sorumluluklarından da söz edilmemektedir.
Ne Yapmalı?
Her şeyden önce, bütün politika belgeleri ve araştırmaların ortaya koyduğu gerçekle doğrudan ve gerçekçi bir yüzleşme yapmak, samimi olmak gerekir.
Tarım işçilerinin ve tarımla uğraşan küçük çiftçilerin, toplumun en yoksul kesimini oluşturduğu, tam gün çalışma halinde dahi bu yoksulluk döngüsünü kıramadıkları bir ortamda, öncelikle ucuz emeğe dayalı yürüyen sistem ve buna sebep olan düzenlemelerin sorgulanması gerekir. Bütün politikalar sebeplerle etkili mücadele yöntemlerine odaklanmış olmalıdır.
Bu perspektifle oluşturulan önerilerden bazıları şunlardır:
1) Asgari ücret değişmeli: Bu nedenle, öncelikle; T.C. Anayasası’nın 55. maddesi değiştirilmeli ve emeğin değerinin korunması ve insan onuruna yaraşır bir gelir güvencesi, bir hak olarak düzenlenmelidir. Aynı zamanda İş Kanunu’nun 39. maddesi de değiştirilmeli ve Avrupa Sosyal Şartı’nda yer alan kriterler de kullanılarak, asgari ücreti insan onuruna yaraşır asgari geçim standardı düzeyine çıkarmayı sağlayacak bir ilke benimsenmelidir.
2) İlköğretim ve Eğitim Kanunu 52 ve devam maddelerinde, çocuğun okula devamsızlığının sebeplerinin araştırılması ve ailenin bu sorunla mücadele etme becerisinin geliştirilmesi için sosyal hizmet müdahalesini mümkün kılacak biçimde bir yasal düzenleme yapılması gerekir. Eğitime devamı sağlama bir yasa problemi olmaktan çok aynı zamanda da bir politika sorunudur. Bu nedenle çocukların okul ve öğrenmeyle bağını güçlendirecek nitelikte eğitim hizmetlerine bütün çocukların erişmesini güvence altına alacak bir plan uygulamaya konulmalıdır.
3) Mevsimlik gezici tarım işlerinde istihdamın çocuk işçiliğinin en kötü biçimi sayılması ve bu iş kolunun çocuk sağlığını tehdit eden riskleri dikkate alınarak İş Kanunu’nun 71. maddesinde ve Çocuk ve Genç İşçilerin Çalıştırılma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’te düzenleme yapılarak bu işkolunda en düşük çalışma yaşının 18 olarak belirlenmesi gerekmektedir.
4) Tarımda çocuk işçiliğinin bütün alanlarının ve tarımda çocuk işçiliğinin önlenebilmesi için çalışan ebeveynlerinin ücret, çalışma süreleri, izinler vb. haklarının bütünlüklü biçimde ele alınabilmesi için özel bir tarım iş yasası hazırlanmalıdır.
5) Üretim biçimleri ve kârın üretim zincirinde dağılımı üzerine bir çalışma yapılmalı ve mevsimlik gezici tarımda iş ve işçi bulma ilişkilerinden, ürünün pazarlanması sürecindeki ilişkilere ve çalışanların ücretlerinden, yaşam koşullarına kadar geniş bir alanda işçi lehine güvenceleri arttıracak, bu arada küçük çiftçiyi de koruyacak biçimde yasalar yeniden yapılmalıdır.
6) Hazırlanan politika belgeleri ve stratejik planların uygulanabilmesi için yapılacak iyileştirmelerin her bir aşaması için ayrıntılı bütçe ve personel tahsisi yapılmalıdır.
7) Sorunun çok boyutlu olması nedeniyle, hem sorumlu kurumlar hem sorumluluklar bakımından karmaşık ve birbirinden etkilenen hatta yer yer sıkı sıkıya birbirine bağlı çalışmaların eş zamanlı ve ortak bakış açısı ile yürütülmesini sağlamak üzere ilgili kurumlar arasında işbirliği ve eşgüdüm sağlanması gerekmektedir.
8) Gerekli tüm stratejileri, faaliyetleri ve kurumları içeren, kanıta dayalı hazırlanan ulusal politikalar ile emek-ücret dengesini çalışan aleyhine bozan üretim koşullarına karşı küresel uygulamalarla mücadele edilmesini sağlayacak uluslararası politikalar geliştirilmelidir.
(Tablo ve görsellere PDF üzerinden ulaşabilirsiniz.)

Tags: , , ,

Arşivler