Sosyal Güvenlik Kurumu’nun iş sağlığı ve güvenliği verileri çocuk işçiler hakkında ne söylüyor?

 

Taner Akpınar

Nail Dertli

 

Çocuk işçiler her sabah evlerinden çıkıp işe gittiklerinde % 50’den fazla oranda vücut bütünlüklerini koruyamama riski ile karşı karşıya geliyorlar!

 

Çocuk işçi ölümleri yıldan yıla daha da artıyor. İşçi ölümleri aslında ülkedeki bütün işçilerin burun buruna olduğu yapısal bir sorun. Bunu, sorunu doğal bir sorun olarak göstermek ya da meşrulaştırmak amacıyla değil, sorunun bütünselliğine dikkat çekmek amacıyla söylüyoruz. Bu bütünselliği ihmal etmeden sorunun yaş, cinsiyet, sektör vb. bakımlardan özgün boyutlarına odaklanmak da bir gerekliliktir. Bu bağlamda, bu yazı, çocuk işçilere odaklanmakta, daha doğrusu, resmi verilerin çocuk işçilere ilişkin ortaya koyduğu, ancak, ilk bakışta fark edilmeyen bir gerçekliğe dikkat çekmektedir. Çocuk işçi ölümleri son zamanlarda Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) üzerinden yoğun bir şekilde gündeme getirilip tartışılıyor. Buna göre, MESEM’lere eleştirel bakanlar, bunun mesleki eğitim adı altında gizlenerek sürdürülen bir çocuk işçilik biçimi olduğunu, savunanlar ise, bu yolla, ülkenin nitelikli işgücü gereksiniminin karşılandığı görüşünü ileri sürerek çatışıyorlar. Siyasal iktidarı elinde bulunduranlar da ikinci safta yer alıyor, savundukları görüş doğrultusunda ve bunun bir memleket meselesi olduğu sloganıyla birlikte MESEM’leri yaygınlaştırıyorlar. Karşı eleştirileri ise, “iftira”, “yalan”, “saçmalık”, “ciddiyetsizlik” gibi hakaretamiz ifadelerle savuşturmaya çalışıyorlar. Diğer taraftan, derleyip toplayıp yayınladıkları resmi veriler, savundukları görüşü hiçbir karşı eleştiriye gerek olmadan boşa düşürüyor. Söz konusu veriler, MESEM’lerde ya da başka yerlerde çalışan çocukların diğer bütün yaş gruplarına kıyasla her an ölümle burun buruna olduklarını gösteriyor. Sözü olabildiğince kısa kesip verilerin sessiz çığlığını seslendirelim.

Bu Grafik Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerinin görselleştirilmiş halidir. Son dört yıldır çocuk işçilerin geçirdiği iş kazalarının katlanarak attığı görülüyor. Bu veriler çocuk işçilerin içinde bulunduğu durumu ortaya koyuyor ama çocuk işçilerin durumunu diğer yaş grupları ile kıyasladığımızda gerçeklik başka bir hal alıyor. Aşağıdaki tablo bu kıyaslamayı içeriyor.

Yaşa göre sigortalı ve iş kazası sayıları ile kaza geçirme oranları – 2024

Yaş Sigortalı sayısı İş kazası sayısı İş kazası geçirme oranı %
14 ve altı 3.167 1.659 52,38
15 6.265 3.386 54,04
16 23.210 5.560 23,95
17 67.111 7.495 11,16
18 269.973 25.776 9,54
19 315.533 27.616 8,75
20 312.305 25.519 8,17
21 387.076 29.365 7,58
22 455.583 31.206 6,84
23 557.735 32.963 5,91
24 618.599 32.022 5,17
25 638.895 28.535 4,46
26 630.758 26.645 4,22
27 605.882 23.630 3,90
28 568.124 21.390 3,76
29 549.678 20.540 3,73
30 553.277 19.781 3,57
31 530.842 18.301 3,44
32 514.134 17.402 3,38
33 518.011 17.272 3,33
34 525.399 17.304 3,29
35 530.139 17.209 3,24
36 532.176 17.087 3,21
37 528.821 17.279 3,26
38 530.359 16.970 3,19
39 527.018 17.062 3,23
40 531.561 16.662 3,13
41 519.323 16.109 3,10
42 533.330 17.323 3,24
43 518.632 17.311 3,33
44 448.643 16.282 3,62
45 386.224 14.366 3,71
46 344.040 13.752 3,99
47 300.733 12.293 4,08
48 247.150 10.516 4,25
49 220.669 10.391 4,70
50 226.287 10.738 4,74
51 186.733 9.148 4,89
52 161.166 8.089 5,01
53 132.785 6.825 5,13
54 113.617 6.296 5,54
55 89.725 5.002 5,57
56 71.156 4.053 5,69
57 52.583 3.233 6,14
58 58.310 3.776 6,47
59 50.308 3.288 6,53
60 30.186 2.191 7,25
61 20.616 1.707 8,27
62 15.932 1.285 8,06
63 10.522 1.038 9,86
64 10.571 965 9,12
65 6.095 592 9,71
66 4.102 409 9,97
67 2.777 276 9,93
68 2.927 294 10,04
69 1.871 166 8,87
70 1.236 86 6,95
71 826 72 8,71
72 597 39 6,53
73 378 30 7,93
74 367 30 8,17
75 271 16 5,90
76 171 10 5,84
77 94 4 4,25
78 81 0
79 77 2 2,59
80 ve üzeri 126 7 5,55

Tablo gösteriyor ki, çocuk işçiler bulunmamaları gereken iş ortamlarında bulunuyor ve yapmamaları gereken işleri yapıyorlar. Böyle olduğu için de, her gün evlerinden çıkıp işyerlerine gittiklerinde, evden çıktıkları gibi vücut bütünlüklerini koruyarak geri eve dönememe olasılığı açısından diğer bütün yaş gruplarına kıyasla açık ara öndeler, daha doğrusu tehdit altındalar. Vücut bütünlüğünü koruyamama olasılığı 14 ve 15 yaş grubu için yaklaşık % 52-54, 16 yaşındakiler için yaklaşık % 24 ve 17 yaşındakiler için de yaklaşık % 11. Bir kez de tablodaki mutlak bir veri üzerinden duruma dikkat çekersek, 2024 yılında, 15 yaşından küçük 1659 çocuk iş kazası geçirmiştir. Çocukların “vücut bütünlüklerini koruyamaması” derken, bunu, çocukların bilgisi, becerisi, dikkati, iş disiplini vb. ile ilgili olarak söylediğimiz anlaşılmasın! Çocuklar doğal olarak bunu yapabilecek güce ve deneyime sahip değiller. Ülkedeki, güvensiz ortamlarda güvencesiz emek kullanımı rejimine dayalı var olan politik ekonomik düzen ve buna bağlı olarak işyerlerinin ölüm mekanları haline gelmiş olduğu gerçeği, çocuklar açısından bu gibi tabloların ortaya çıkmasını kaçınılmaz kılmaktadır.

Türkiye dünya genelinde en çok iş kazası meydana gelen ülkelerden biri olmasına karşın meslek hastalığı sayıları son derece düşük, ancak, bunun daha çok meslek hastalıklarının teşhis edil(e)memesiyle ilişkili olduğu bilinen bir gerçekliktir. 2024 yılı verilerine göre, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.4/I.a kapsamındaki sigortalıların yaşadığı toplam iş kazası sayısı 733 646 iken, meslek hastalığı sayısı 888’dir. Meslek hastalığına yakalananların 3’ü 18 yaşından küçük (2’si 15 ve 1’i de 17 yaşında) çocuklardır. Bu veri şu açıdan önemli, çocuk işçiler çalışmaya başladıktan bir-iki yıl gibi kısa bir zaman içinde bile meslek hastalığına yakalanabildikleri tehlikeli ortamlarda çalıştırılmaktadır.

Veriler başka türlü bir yoruma meydan vermeden ve hiçbir propaganda/slogan/hamaset ile üstünü örtmenin mümkün olmadığı biçimde, çocuk işçilerin ölümün kıyısında çalıştırıldığını söylüyor. Onları yaşamla ölüm arasına sıkıştıran, var olan politik ekonomik düzen ve bu düzeni sürdüren başta siyasal iktidar ve iktidar blokunda yer alan diğer egemen güçlerdir. Onlar milli çıkar, memleket meselesi, kalkınma için nitelikli işgücü gereksinimi vb.  söylemlerin arkasına gizlenerek, sahip oldukları gücü ve olanakları bütünüyle kapitalist sistemin gereklerine göre kullanmaktadır. Kapitalist sistem için, özellikle de Türkiye gibi kapitalistleşme yoluna görece geç koyulmuş bir ülke için çocuklar korunup kollanacak bir toplum kesimi değil, kârlılık düzeyinin artmasına olanak tanıyan güçsüz, güvencesiz ve ucuz bir işgücü kaynağıdır. Daha doğrusu bütün çocuklar değil, kapitalist düzenin sınıflı yapısında emekçi sınıfların çocukları söz konusu işgücü kaynağını oluşturmaktadır. Hal böyle iken, çocuk işçilik karşıtı bir yerden devleti ya da sorumlu olan diğer diğer kesimleri kınayan, ulusal ve uluslararası düzeyde yürülükte olan yasalara uygun hareket etmeye davet eden; onları vicdansızlıkla, etik dışı davranmakla, adil olmamakla vb. ile itham eden tepkilerin sorunu dönüştürücü etkisi yok denecek kadar sınırlıdır.

Çocuk işçilik karşıtı hareketin parçalı yapısının da soruna dönüştürücü müdahalede bulunabilmenin önündeki başlıca engellerden biri olduğunu söylemek gerekiyor. Çocuk işçiliğe ilişkin istatistikler yayınlandığında, çocuk işçiler öldüğünde ya da şiddet gördüklerinde, eğitime devam edemediğinde vb. daha birçok durumda çok sayıda sivil toplum kuruluşu, meslek odası, sendika ve medya kuruluşu ayrı ayrı olarak şu ya da bu biçimde buna tepki göstermektedir. Ancak, olaylar meydana geldikten sonra yükselen bu tepkiler bir tür taziye mesajı niteliğinden öte bir niteliğe sahip değildir. Çocuk işçilik karşıtı hareketin ortak zeminde bir araya gelmesi zorunludur, aksi halde, çocuk işçilik, bunu temel uğraşı haline getirmiş olanların varlığına hizmet eden bir şekilde araçsallaşmaktadır.

 

 

 

Arşivler