2007 Türkiye Gençlerde Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Araştırması

Nüfusbilim Derneği ve Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu Raporu Hazırlayanlar:

Prof. Dr. Hilal Özcebe, Doç. Dr. Turgay Ünalan,

Dr. A. Sinan Türkyılmaz, Yadigar Çoşkun,

Aralık 2007, xv + 235 sayfa, Ankara.

Mümtaz PEKER*

Kimi araştırmalar vardır, okurken, tablolarına bakarken, sonuç ve yorumlarını irdelerken sizi sürekli anımsatmalara, karşılaştırmalara götürür. Bilgi birikimi ve sunumundaki farklılıktır okuyucuda bunları yaratan. İsteseniz de, istemeseniz de artık araştırma bulguları ve buna ilişkin yorumlar sizi esir almıştır. Bıkmadan, usanmadan son sayfaya gelene kadar, değişik araştırmalarla karşılaştırmalar yaparak okumanızı sürdürürsünüz. 15-24 Yaş grubu gençlerin cinsel sağlık ve üreme sağlığı konularında bilgi, tutum ve davranışlarını cinsiyet temelinde ölçmeyi amaç edinen Sağlık Araştırması’ da bende o etkiyi yarattı. Araştırma ülke genelinde 146 kümeden seçilen 3506 haneden, %85’ne ulaşılarak tamamlanmış. Bu hanelerde bulunan 15-24 yaş grubundaki 1232 erkek ve 1237 kadın ile yüz yüze görüşülerek kitapta ekte verilen sorukağıtları doldurulmuş.

Teşekkür ve önsözle başlayan kitap, 13 bölümden oluşmakta. Yararlanılan kaynaklar ile araştırmaya katkısı olanlar, bilgi toplamada kullanılan sorukağıtları, örnekleme çıkan yerler ekte belirtilmiş. Bir sosyal araştırmada en büyük yükü çeken görüşmeci, ekip başkanı ve denetçilerin isimleri tek tek belirtilirken, alanda kullandıkları çalışma formları da eklenmiş. Böylece çalışanlara, adlarını anarak teşekkür ve saygı sunma yanı sıra çalışanların nasıl zorlu ve denetimli bir iş yaptıkları alanda doldurulan formlar yardımı ile okuyucuya aktarılmış. Daha başlangıçta, sosyal araştırmalara “masa başında toplanan bilgiler yığını” gözü ile bakanlara ciddi bir uyarı yapılmış.

Teşekkür ve önsözle başlayan kitap, 13 bölümden oluşmakta. Yararlanılan kaynaklar ile araştırmaya katkısı olanlar, bilgi toplamada kullanılan sorukağıtları, örnekleme çıkan yerler ekte belirtilmiş. Bir sosyal araştırmada en büyük yükü çeken görüşmeci, ekip başkanı ve denetçilerin isimleri tek tek belirtilirken, alanda kullandıkları çalışma formları da eklenmiş. Böylece çalışanlara, adlarını anarak teşekkür ve saygı sunma yanı sıra çalışanların nasıl zorlu ve denetimli bir iş yaptıkları alanda doldurulan formlar yardımı ile okuyucuya aktarılmış. Daha başlangıçta, sosyal araştırmalara “masa başında toplanan bilgiler yığını” gözü ile bakanlara ciddi bir uyarı yapılmış.

Değişen teknoloji kullanım biçimine göre hayatımıza farklı kolaylık ve sunum biçimleri getirdi. Dünün vazgeçilmez olanı, günde artık istemlerimizi ve amacımızı karşılamakta yetersiz kalmakta. Sözgelimi bilgi sunumu için dört elle sarıldığımız ikili çapraz tablonun yerini çok değişkenli tablolar aldı. Araştırmada sunulan 108 tablonun çoğunluğunu çok değişkenli tablolar oluşturmakta. Örneğin gençlerin istediği ortalama çocuk sayısını; toplam, istenen erkek, istenen kız çocuk ve cinsiyet fark etmez durumlarına göre, erkek ve kadın denekler bazında açıklayıcı değişken olan yaş, yerleşim yeri, öğrenim durumu ve gelir temelinde olmak üzere tek tabloda ve 124 gözde olayı görmeniz artık mümkün hale getirilmiş. Tablolarda ağırlıksız gözlem sayısının az olduğu durumlarda ortalama verilmemiş, gözlem sayısının sınırda olduğu veriler tırnak içinde gösterilmiş.

Tablo sunumunda, temel başlıktan sonra nedense alt başlıklar hiç verilmemiş. Örneğin Tablo 6.10. Gençlerin Cinsiyete Göre Gebeliği Önleyici Yöntemlerin İsimleri Bilgisi (sayfa 71) tablosunda alt başlık olarak “ kullanılan yöntemler” ve “ bilgiyi öğrenme şekli” nin yazılması halinde, okuyucunun olayı daha iyi kavrayabileceğini düşündüm. Ne var ki metindeki tüm tabloların böyle verildiğini görünce, değişimin gerisinde kaldığımı anladım.

Günümüz kırsal kesimdeki gençlerin tümünün temel eğitimden yararlanamamaları, erken yaşta evlenmeleri, cinsel ve üreme sağlığı açısından yeterli bilginin olmadan aile kurumu ile tanışacakları bulgusu çok anlamlı.

Gençlerin üreme sağlığı ve cinsel sağlık konusunda yaşamlarını iyi, doğru ve güzel biçimde sürdürebilmeleri için gerekli bilgilerinin yokluğu yanında, bu bilgileri sunacak eğitim programlarına gereksinimleri olduğu görülmekte. Gençlerin üreme sağlığı ve cinsel sağlık konularında süregelen ihtiyacın giderilmesi ve bu alanda yerleşim yeri, cinsiyet ve gelir durumuna göre oluşan eşitsizlikleri yok etme konusunda sosyal devlete önemli görevler düşmekte.

Gençler en çok medya, okul ortamı ve aynı cinsten olan arkadaşlarından üreme ve cinsel sağlık bilgisi almakta. Medyanın verdiği bilgilerin kendilerine yetmediğini belirten gençler, daha çok yüz yüze ilişkinin olduğu danışmanlık hizmetine gereksinim duymakta. Bu konuda güvenilir bilgi kaynağı olarak özellikle hekimler gösterilmekte. Sosyal devletin bu alanda örgün eğitimden başlamak üzere alt yapıyı hazırlaması, gerekli hizmeti sunması gençlerin sağlıklı bir cinsel yaşam sürmeleri açısından çok yararlı sonuçlar doğuracaktır. Aksi halde gençler bilmemekten ötürü önemli risklerle sürdürecekleri cinsel yaşamlarında, maliyeti sosyal, sağlık toplumsal ve ekonomik yönden ağır olan yükleri ömür boyu taşımak zorunda kalacaklardır.

Davranış olarak ülkemizde cinsel ilişkiye başlama yaşının giderek düştüğü ( bu araştırmadan), evlilik yaşının ise yükseldiği ( Nüfus ve Sağlık Araştırmasından) görülmekte. Bu durum ülkemizde cinsel ilişkiye başlamayı erken yaşlara çektiği için, üreme sağlığı açısından ciddi riskleri de beraberinde getirmektedir. Bilgi eksikliği, gebelikten korunma yöntemlerine erişememe ve istismar bu yaş grubunda istenmeyen gebeliklerle karşılaşma riskini artırmakta. Araştırma sonuçları arasında gençlerin gelişim fizyolojisi ve gebelikle ilgili bilgilerinin yetersizliğini gösteren önemli bulgular bulunmakta. Gençlerin cinsel davranış ve bilgileri konusundaki bu bulgular ışığında zaman geçirmeden başta örgün eğitim ve sağlık kuruluşlarının gerekli eğitimi vermeleri gerekmekte. Hizmet sunulacak kitlenin bu tür eğitim hizmetini kabul edeceği ve bilgiyi alırlılığının yüksek olduğu anımsanırsa, yarınlara daha sağlıklı gençler yetiştirebiliriz.

Davranış olarak ülkemizde cinsel ilişkiye başlama yaşının giderek düştüğü ( bu araştırmadan), evlilik yaşının ise yükseldiği ( Nüfus ve Sağlık Araştırmasından) görülmekte. Bu durum ülkemizde cinsel ilişkiye başlamayı erken yaşlara çektiği için, üreme sağlığı açısından ciddi riskleri de beraberinde getirmektedir. Bilgi eksikliği, gebelikten korunma yöntemlerine erişememe ve istismar bu yaş grubunda istenmeyen gebeliklerle karşılaşma riskini artırmakta. Araştırma sonuçları arasında gençlerin gelişim fizyolojisi ve gebelikle ilgili bilgilerinin yetersizliğini gösteren önemli bulgular bulunmakta. Gençlerin cinsel davranış ve bilgileri konusundaki bu bulgular ışığında zaman geçirmeden başta örgün eğitim ve sağlık kuruluşlarının gerekli eğitimi vermeleri gerekmekte. Hizmet sunulacak kitlenin bu tür eğitim hizmetini kabul edeceği ve bilgiyi alırlılığının yüksek olduğu anımsanırsa, yarınlara daha sağlıklı gençler yetiştirebiliriz.

* Dr., Nüfusbilimci, Sosyolog

Tags: ,

Arşivler