Kriz, İş Sağlığı Güvenliğinde İkiyüzlülüğü Derinleştirecek mi?

 

Krizle Mücadele: İş Sağlığı Harcamaları Azalacak mı?

İnsan sağlığının her şeyden daha değerli olduğu konusunda, günümüzde herkes aynı görüşleri paylaşıyor. Çünkü, bozulduktan sonra onarması en güç olan varlık insan. Sağlıksız, hastalıklı ve umutsuz insanlardan oluşan bir toplumun üretken olması ve mutlu olması olasılığı yok. Yaşamda her şeyden kısmak söz konusu olabilir. Her şeyin daha azıyla yetinilebilir. Ama sağlıktan kısmak demek, insanların geleceğini bugünden tüketmek anlamına gelir. Kriz nedeniyle, son zamanlarda, firmaların maliyeti düşürmek için, iş sağlığı harcamalarını azaltacakları korkusu yaşanmakta. Umarız, beklenen gerçekleşmez. Umarız, “suyun başını tutanlar” ikiyüzlü davranmazlar; yüzümüze “sağlık önde gelir” deyip, arkamızdan “parası olana sağlık” demezler.

Avrupa İş Sağlığı ve Güvenliği Kamuoyu Yoklaması

Avrupa İş Sağlığı Güvenliği Ajansı (EU-OSHA), Avrupa’nın tümünü kapsayan iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili kamuoyu araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Bulgulara göre, Avrupalı yurttaşların önemli bir bölümü, süren ekonomik krizin iş sağlığı ve güvenliği koşullarını olumsuz yönde etkileyeceğini düşünüyor. Avrupalı yurttaşlar, bu kriz nedeniyle, son 5 yılda yaşanan olumlu kazanımların yitirilmesinden korkuyor.

Araştırmaya göre, her 10 kişiden 6’sı, çalışma koşullarının yaşanan kriz nedeniyle kötüye gideceğini düşünüyor. Araştırmaya katılanların %75’i, hastalıkların önemli bir bölümünü, meslekleriyle ilişkilendiriyor.

EU-OSHA’nın Genel Direktörü Jukka Takala, işletmelerin içinde bulunduğu darboğazın farkında olduğunu belirtiyor ve işletmelerin işçilerinin sağlığına daha çok yatırım yapması gerektiğini vurguluyor. Takala, yaşanan kriz nedeniyle işletmelerin sağlık ve güvenlik önlemlerini almaktan kaçınabileceğini ve hatta iş sağlığı ve güvenliği yatırımlarını büyük ölçüde kısma yoluna gidebileceklerini söylüyor. Kısa erimli kazanımlar için, uzun erimli büyük sorunlar yaratmanın akıllıca olmadığını işletmelere anlatmak görevi ise, önemli ölçüde EU-OSHA’ya düşünüyor. Yapılan çalışmalar açıkça gösteriyor ki, daha sağlıklı çalışma koşulları, aynı zamanda yüksek verimlilik getiriyor.

İşsizlik arttıkça işçiler, iş sağlığı ve güvenliği koşullarının yeterliliğinden daha çok, iş güvenceleri konusunda hassaslaşıyorlar. Avrupa’da yaşayan insanlara sorulduğunda, iş güvencesi ve ücret düzeylerinin, iş sağlığı ve güvenliği koşullarından daha çok önemsendiği sonucu ortaya çıkıyor. İş sağlığı ve güvenliği koşulları, önem sırasına bakıldığında 3. olarak görülüyor (ücret ve iş güvencesinin arkasında ve çalışma saatlerinin önünde).

Üye ülkelerden ankete katılanların önemli bir bölümü, işyerlerindeki tehlikelerden haberdar olduklarını ve %57’si son 5 yıl içerisinde çalışma koşullarının iyiye gittiğini belirtiyor.

Araştırma sonuçları, iş sağlığı ve güvenliğine bakış açısını belirlemek açısından cinsiyetin, önemli bir etken olduğunu gösteriyor. Erkeklerin %61’i ücretin, %55’i iş güvencesinin bir iş teklifini kabul etmek konusunda belirleyici olduğunu düşünüyor. Kadınlar için bu oranlar, %53 ve %51. Ancak kadınlar için çalışma saatleri, bir iş teklifini değerlendirirken erkeklere oranla daha öncelikli.

İş sağlığı ve güvenliği koşulları açısından bilgili olduğunu düşünen erkeklerin oranı %71 iken, kadınların oranı %61 olarak görülüyor. Ayrıca erkeklerin %62’si son 5 yıl içinde çalışma koşullarının iyileştiğini düşünürken, kadınların sadece %52’si böyle bir iyileşmenin varlığını kabul ediyor.

Jukka Takala, kadınların iş sağlığı ve güvenliği durumlarına çoğu zaman gereken ilginin gösterilmediğini, bunun temel nedeninin ise iş kazalarına, iş sağlığı ve güvenliği kültürünün gelişimine verilenden daha fazla önem verilmesinin olduğunu belirtiyor. Bu nedenle, cinsiyet ayrımına daha duyarlı bir iş sağlığı ve güvenliği yaklaşımı gerekiyor.

Brezilya’da Klor Üreten Çok Uluslu Bir Firmaya Asbest Soruşturması

Carbocloro firması, yaptığı açıklamada, klor üretimi için kullanılan elektroliz donanımlarında bulunan asbestli diyaframların, üretim dışı bırakılacağını söyledi. Açıklama, yakın bir zamanda firma ile ilgili yasal süreç devam ederken yapıldı. Sao Paolo Eyalet İş Teftiş Kurulu tarafından firma hakkında, kendi işçileri ve taşeron olarak iş verdiği işletmelerde çalışan işçileri tehlikeye attığı gerekçesiyle, yasal bir uygulama başlatıldı. Carbocloro firmasının, asbestsiz üretimin çok pahalı olacağı yönündeki yakınmalarını, Teftiş Kurulu yersiz buldu. Carbocloro, Oxypar adlı Brezilya kökenli bir firmanın ve ABD’li çok uluslu Occidental Chemical ‘ın alt kuruluşu olarak faaliyet gösteriyor. Carbocloro, dünyanın en büyük ikinci klor üreticisi. Carbocloro’nun Cubatao’da yer alan tesisleri, Brezilya’nın klor üretiminin %25’ini gerçekleştiriyor. Cubatao tesislerinde bulunan asbestli diyaframların, üretimden uzaklaştırılması işi, yaklaşık bir yıl sürecek.

Firma 2004 yılında, asbestli diyaframları değiştirerek yerine sağlıklı bir teknolojiyi kullanmanın çok büyük bir maliyet getireceğini iddia etmişti. Firma, ileride bir ceza alma korkusu nedeniyle, durumunu tekrar gözden geçirdi ve üretim teknolojisini yenilemeye karar verdi.

Dow Chemicals ve Solvay gibi çok uluslu şirketlerin lobi faaliyetleri nedeniyle, Avrupa Birliği Komisyonu, asbest içeren diyaframlarla klor üretimi yapımını onaylamaya devam ediyor. Brezilya’da yaşanan bu son olay, Avrupa’da asbestin tamamen yasaklanması ile ilgili çalışmalara ne denli gereksinim olduğunun önemli bir kanıtı.

Klor, bilindiği gibi yakıcı ve tehlikeli bir maddedir. Gaz halindeyken rengi yeşil-sarıdır ve havadan 2,5 kat ağırdır. Klor, basınçlı metal silindirler içinde satın alınır ve aynı şekilde saklanır. Metal silindirlerden aktarma yapılırken veya sibopların aşınmasından ötürü meydana gelen bir akıntıdan dolayı kazalar görülebilir. Klor yakıcı ve tehlikeli olduğu için, sunuk kalma durumunda gözleri, cildi ve mukozalı dokuları tahriş edebilir. Sıvı klor, cildi yakar ve ciltte su toplanmasına neden olur. Endüstride kullanılan bir madde olduğu için, klor tüplerinin yanında asla yanıcı veya parlayıcı madde bulundurulmamalıdır. Klor kaçağı bulunduğunda, üzerine su serpilmemelidir. Çünkü bu, durumu çok daha kötüleştirir.

Çin’de İki Kadın İşçi Nano-Tanecikler İçeren Boya Nedeniyle Öldü

Çin’de nano-tanecikler kullanarak boya üreten bir fabrikada çalışan 7 kadın işçi, ağır akciğer hastalıklarına yakalanırken, 2 işçi 19 Ağustos 2009 tarihinde yaşamını kaybetti.

European Respiratory Journal adlı bilimsel dergide yayınlanan makale, konuyu rapor haline getiren bilim adamlarına göre bir ilk olma özelliğini taşıyor. Nano-taneciklerin insan akciğeri üzerindeki etkilerini değerlendiren bu çalışma, bir öncü olma durumunda. Daha önce kobaylar üzerinde aynı konuda bilimsel çalışmalar yapılmıştı.

Pekin’de bulunan Chaoyang Hastanesi’nde, Klinik Toksikoloji ve Meslek Hastalıkları Bölümü’nde çalışan Yuguo Song, son zamanlarda görülen akciğer hastalıklarının, nanotaneciklerin insanlar üzerinde yarattığı etkilere, önemli bir örnek teşkil ettiğini söylüyor.

Akciğer sorunları yaşayan 7 kadın, çalışmaya başladıktan birkaç ay sonra, el ve yüz kaşıntıları yakınmalarıyla hastaneye başvurdular.

Yapılan tıbbi muayenelerden sonra, kadınların kalp ve akciğerleri etrafında sıvı birikimi olduğu kararına varıldı. Bütün tedavi teknikleri uygulanmasına karşın, olumlu bir sonuç alınamadı. Daha derinine yapılan araştırmalar sonucunda, akciğer fonksiyonlarının bozulmasına neden olan pulmoner fibroz bulgularına rastlandı.

Kullanılan kimyasalın elektron mikroskobu incelemeleri, akciğer dokularından alınan dokuların biyopsi sonuçları ve biriken sıvılar üzerinde yapılan analizlerin bulguları, hekimlerin kuşkularını arttırdı. İncelemelerin tümünde, yarıçapı 30 nanometre olan nano-tanecikler bulundu. Bu taneciklere, pulmoner epitelin sitoplazmasında ve mezotelyal hücrelerde de rastlandı.

Yuguo Song’a göre, bu taneciklerin kaynağı, kadınların hergün kullandığı poliakrilat bazlı boyalar. Olaylar üzerinde bilimsel çalışmalar yürüten ekip, bütün çabalarına karşın, bugüne kadar, boyanın tam olarak içeriğinin ne olduğu konusunda sağlıklı bir bilgiye ulaşabilmiş değil. İşçilerin bu boyaya sunukluk düzeyi açısından bir çalışma yürütmek de, atölye kısa bir süre önce kapandığı için gerçekleştirilememiş.

Akciğer sorunları nedeniyle hastaneye başvurmadan önce bu 7 kadın, 5-13 ay süresince aynı atölyede, polyester levhaların üzerine beyaz boya püskürtme işiyle uğraştı. Boya püskürtme, ısıtma ve kurutma, otomatik olarak gerçekleşen bir iş akım sürecinin sadece bir parçası. Kadınların işi ise, geniş bir kepçe kullanarak poliakrilik esterlerlerden oluşan uçucu boyayı makinelere doldurmaktı.

Araştırmacıların edindiği bilgiye göre, kadınların ağır bir şekilde hastalanmalarına neden olan atölyenin büyüklüğü, 70 metrekareydi. Havalandırma koşullarının son derece kötü olduğu bu atölyenin hiç camı olmadığı gibi, soğuk nedeniyle kapısını açma olanağı da yoktu. Kırsal kesimden gelen kadınlar, karın tokluğuna çalıştıkları için, işyerlerindeki sağlık koşullarının olumsuzluğuna baş kaldıracak durum da değillerdi. Diğer taraftan sunuk kaldıkları kimyasalın sağlıklarını bozacaklarından da haberleri yoktu. Kadınlarla yapılan görüşmelerde, çalışmaları sırasında havada gözle görülebilen tanecikler olduğu bilgisi edinildi. Kadınlar, bu taneciklerin yüzlerini, ellerini ve kollarını kaşındırdığını belirtti.

Araştırmacılar, kadınların yakalandıkları akciğer hastalıklarının yalnızca kullanılan boyaların buharının solunulmasından kaynaklanmadığını, vücuda solunum yolu veya ciltten giren nano-taneciklerin bu duruma yol açtığını belirtiyorlar. Kadınların hastalıkları ve hastalıklarının ilerleme süreci incelendiğinde, boyaya sunuk kalma nedeniyle oluşan rahatsızlıklardan çok farklı bir durum olduğu kolayca görülebiliyor. İki yıl içerisinde, kadınlardan ikisi yaşamını yitirirken, diğerlerinin pulmoner fibroz durumları, atölyede sunuk kalma sona erince, büyük bir yavaşlama gösterdi.

Bu olayın patlak vermesinden hemen sonra atölye kapandığı için, kullanılan makine ve boyalar üzerinde daha derinine araştırmalar yapılamadı. Ancak, nano-taneciklerin bu duruma yol açtığı, kesinlik kazandı.

DuPont Eski İşçileri Tarafından Dava Edildi

Delaware’de, 2009 yılında açılan üç yeni davaya göre, dünyanın en büyük firmalarından biri olan DuPont Co., Arjantin’de çalıştırdığı işçilerini sağlık açısından yarattığı riskleri bilmesine karşın, asbeste sunuk bırakarak çalıştırdı.

Davayı, Arjantin’de, Mercedes yakınlarında bulunan ve 2004 yılında tekstil bölümü satılana kadar DuPont’a ait olan, Lycra fabrikasında çalışan işçiler açtı.

Dilekçelerde, DuPont firmasının, 1964 yılından beri asbest maddesinin sağlık etkileri konusunda bilgi sahibi olduğu, ancak buna karşın ısıtma borularında, 1990’lı yılların sonuna kadar, asbest kullanımını bırakmadığı belirtiliyor.

Cristian Dematei, Juan Carlos Laborda and Ceferino Ramirez adlı işçileri Wilmington’da bulunan hukuk bürosu Jacobs & Crumplar temsil ediliyor. 11 yıl boyunca bu fabrikada çalışan Dematei, asbestoz hastalığı nedeniyle akciğer sorunları yaşıyor. Nefes almakta çok büyük güçlükler çeken Dematei’nin, kansere yakalanma riskinin de oldukça yüksek olduğu söyleniyor. Laborda ise, 1968-1980 yılları arasında fabrikada işçi olarak çalışmış ve asbestos nedeniyle akciğer kanserine yakalanmış.

Ramirez ise, tam 32 yıl aynı fabrikada çalışmış. 1993 yılında emekli olduktan sonra, asbestoz hastalığına yakalandığı ortaya çıkmış ve daha sonra da asbeste bağlı gırtlak kanserine yakalanmış.

Dava dilekçesinde, işçilerin çalıştıkları süre içerisinde, asbestin tehlikeleri konusunda hiç uyarılmadığı ve solunum yollarını koruyacak hiçbir donanımın kullandırılmadığı iddia ediliyor.

DuPont’un sözcüsü Dan Turner, dava konusunda ayrıntılı bir inceleme başlattıklarını ancak, şu anda dava konusunda konuşmanın çok erken olacağını belirtti. Ayrıca, davanın neden Arjantin’de değil de, ABD’de açılmış olmasının anlamlı olduğunu ve firmaları için işçilerinin ve çevre sağlığının her şeyden önemli olduğunu sözlerine ekledi. Bu iki yüzlü yaklaşımın hala inandırıcı olup olmadığını zaman gösterecek. Yine krizin buna benzer iki yüzlü yaklaşımları derinleştirip derinleştirmeyeceğini de ne yazık ki, iş işten geçtikten sonra öğrenebileceğiz.

* Araştırmacı, Fişek Enstitüsü Çalışan Çocuklar Bilim ve Eylem Merkezi Vakfı

* Yukarıda aktarılan konular aşağıda yer alan kaynaklardan derlenmiştir. www.ilo.org http://hesa.etui-rehs.org/uk/

(Tablo ve görsellere PDF üzerinden ulaşabilirsiniz.)

Tags: , , , , ,

Arşivler